ACILARLA ‘YAS’AMAK

Yas her türlü kayıp algısına verilen doğal bir tepkidir. Yaşamın doğal döngüsünde mutlaka kayıplarda olacaktır. Bir kişinin yas sürecini yaşaması için bir ölüm sürecinin söz konusu olması gerekmez. Bu sebeple yas sürecini yaşamayan kimse yoktur.

Yas sürecinde bilmemiz gereken temel nokta yası unutmaya ya da hiç yaşanmamış gibi devam etmeye çalışmanın sağlıklı olmadığıdır.

Yas sürecinin 4 çeşidi vardır.

  1. Normal Yas: Genelde 6 ay ile 2 yıl arasında sürmesi beklenir. 6 ay sonra kişinin tepkileri normalleşmeye başlar ve eski yaşamına geri döner.
  1. İnhibe Yas: Bastırılmış ya da ertelenmiş yas olarak da tanımlanabilir.  Kişi yas sürecine tepki vermiştir ancak yeterli ve doğru şekilde olmadığı için duygularını bastırmıştır ve bastırılan bu duygular daha sonraki yas süreçlerinde daha yoğun şekilde ortaya çıkar.
  1. Kronik Yas: Uzamış yas olarak da tanımlanır. Geçmeyen bir yas süreci vardır ve kişi normal hayatına dönmekte zorlanır.
  1. Hipertrofik Yas: Kişinin çok abartılı ve yoğun yas tepkileri vermesi durumudur. Duyguları çok yoğun ve abartılı bir volümdedir.

Bunlardan en doğru ve yapıcı olanı normal yastır. Kaybedilen şey bir insan da olsa, evcil hayvan da olsa, değer verilen bir eşya ya da statü de olsa kişinin o kaybı kabul etmesi ve belli bir süre yüzleşmesi gerekir. Yas tutma biçimi kişiden kişiye farklılık gösterse de Bowlby ve Parker´a göre yasın 4 evresi vardır.

İnkar:  Kişi kayıp haberini aldığında ya da bir şeyi kaybettiğinde ilk önce bunun gerçek olmadığını düşünür ve ani bir öfke patlamasıyla birlikte şoka girebilir. Sonra tepkisizlik hali eşlik eder. Bu süre bazen saatler bazen de günlerce sürebilir.

Kızgınlık: İnkar evresinin ardından kişi yaşanan durumun gerçekliğini kabul eder ve öfkelenerek isyan etmeye başlar. Kişi neden babamı aldın? Beni neden bırakıp gitti? Bu nasıl olabilir? vb sorular sormaya başlar.

Pazarlık: Kızgınlık evresinin ardından peki öyle olsaydı yaşar mıydı? Böyle olsaydı bu işi kaybetmezdim, o dilenciye sadaka verseydim belki oğlum ölmezdi gibi gerçeklikle bağlantısı olmayan pazarlık sürecine girebilir.

Depresyon: Kaybın üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra kişide boşluk ve yitim duygusu ağır basmaya başlar. Ağlama isteği, yalnız kalmak isteme, uyku problemleri ya da yeme problemleri gibi durumlar eşlik edebilir. Kişi kendini mutsuz ve depresif hissetmeye başlar.

Kabullenme: Kişi eninde sonunda yaşadığı kaybı kabul etmeye başlayacak ve normal hayata dönme süreci kapısını çalacaktır. Hiçbir yas sonsuza dek sürmez. Kabul aşamasında kişi  ‘o gitti, beni terk etti’ söylemleri yerine ‘öldü’ kelimesini kullanmaya başlayacaktır. Yavaş yavaş kaybedilen kişi ya da durum olmadan hayatına devam etmeyi öğrenecek ve onsuz yeni şeyler deneyimleyerek bu sürecin altından kalkacaktır.

  • Bu evreler her zaman birbirini takip etmek zorunda değildir.

Yas sürecinde insanın kendini tamir etme gücünü yabana atmamak gerekir. Bu yüzden kişinin kendi baş etme mekanizmalarıyla baş başa kalmasına müsaade edilmelidir.

Yas Tutma Sürecini Sağlıklı Tamamlamak İçin;

  • Dilde inkarın kırılması gereklidir.
  • Ölüm varsa mezarlık ziyareti yapmak kişideki inkarı kırmaya yardımcı olacaktır. Mezarlık ziyaretleri bilinç dışındaki ölümsüzlüğü kıracaktır.
  • Ortadan kaybedilen kişi ile ilgili olan eşyaları ya da fotoğrafları kaldırmak çok sağlıklı bir çözüm değildir. Bunun aksine o kişiye ait önemli birkaç eşyanın anı köşesine konması ve onun birkaç fotoğrafının gözle görülür bir yerde olması faydalı olacaktır.
  • Ölen ya da kaybedilen kişi ile ilgili özel ve anlamlı olan yerlere gitmek inkarı kırmanıza yardımcı olacaktır.
  • Her türlü kayıpta diğer değişkenlerin sabit kalmasını sağlayarak ve günlük ritüellere devam ederek stres ve boşluk hissinizi azaltabilir ve  akan yaşama daha kolay adapte olmaya başlayabilirsiniz. Günlük ritüellere devam etmek beynimize kontrol bende mesajını verir.

İçimizdeki yitirme ve ölüm korkusunun en önemli tedavisi yaşamaktır. Birçok konuda zaman her şeyin ilacı olabilir. Ancak yas zamanla değil yaşayarak geçen bir süreçtir.